Prensip çalışması ve uygulaması
Yer imlerim

Henüz yer iminiz yok.

Konu 1. Şeytan’ı Alt Edebilmek için Örnek Alınan Süreçler

İshak’ın ailesindeki onarım takdiri çalışmasında, birlik temelini atan merkez kişinin Yakup olduğunu öğrendik. Yakup, Habil pozisyonunu garantileyip, Şeytan’ı alt edecek şekilde bilgece hareket etmekle, düşmüş tabiatı ortadan kaldıracak bedel şartını da yerine getirmiş oldu. Böylece Yakup’un tüm yaşam örneği, daha sonra, Musa ve İsa’nın örnek alacakları bir takdirsel süreç olma özelliğine de sahip oldu. İsa, Şeytan’ı somut anlamda alt etmek üzere geldi. İsa’dan önce Musa’nın izlemiş olduğu yol, Şeytan’ın alt edilmesinde daha sonra İsa için örnek oluşturacak bir imaj yol idi. Bunun öncesinde Tanrı’nın Yakup için belirlemiş olduğu yol ise, İsa’nın izleyeceği yolun sembolik bir ifadesi idi. Yakup’un misyon yaşamı örneği, aynı zamanda, İsrailoğullarının ve insanlığın da Şeytan’ı alt etmek ve onarım takdiri çalışmasının amaca ulaştırılmasında izlemek durumunda oldukları bir ilk idi.

1.1 Yakup ve Musa’nın misyon yaşamlarındaki gelişmeler neden İsa’nın izleyeceği yol için birer ilk örnek oluşturacak şekilde düzenlenmişler idi?

Onarım takdirinin amacına, insanlar Şeytan’ı kendi arzusu ile boyun eğecek duruma getirerek onun üzerinde özne olmayı başardıklarında ulaşılabilir. Bunun gerçekleşmesi için, insanların, kendileri için söz konusu olan sorumluluk paylarını yerine getirmeleri esastır. İsa, işte bu anlamda, Mesih ve insanlığın gerçek ebeveyni pozisyonunda, insanlara, Şeytan’ı alt edebilmeleri için gerekli yol ve yöntemleri göstermede yardımcı olmak üzere geldi. İsa, Şeytan’a tam anlamda mutlak üstünlüğünü kabul ettirmekle de o günden bu yana, tüm inançlı insanlara kendi örneğini izlemeleri için rehber oldu.

Tanrı’nın önünde bile uysallıkla boyun eğmeyen Şeytan’ın, İsa’nın, hele hele sıradan inananların önünde kuşkusuz kolay kolay boyun eğmeye yanaşmayacağı kesindir. O nedenle, Tanrı, yaratmış olduğu insanları adına sorumluluk üstlenerek, Yakup’u göreve çağırdı ve onunla birlikte çalışarak, Şeytan’ın nasıl bir yol izlenerek baş aşağı edilebileceğini sembolik bir şekilde gösterdi.

Musa, Yakup döneminde sembolik olarak ifşa edilen bu yöntemleri izleyerek Şeytan’ı alt etti ve bu yöntem kalıbını imaj seviyesine geliştirdi. İsa ise, benzer şekilde Musa’nın takdirsel davranış kalıbını ölçü alarak, Şeytan’a somut anlamda boyun eğdirmeye geldi. İnanç sahibi insanlar, İsa’nın davranış örneğini izleyerek Şeytan’ı alt edip, onun üzerinde asal öznelik haklarına sahip olabilirler.

Musa, “Rabbiniz Tanrı tıpkı beni yükselttiği gibi, kendi kardeşleriniz arasından sizlere bir peygamber yükseltecektir. Size her ne söylerse onu dinleyeceksiniz.” (Elçilerin İşleri 3:22) dediğinde, İsa’yı kast etmekte idi. İsa, Musa’nınki ile kıyaslanabilecek bir pozisyon içerisinde yer alıp Musa örneğini izleyerek, Kenan’ı – Tanrı’nın Kutsal Egemenlik Sahası’nı, dünya çapında onarmak üzere misyon yüklenecekti. İsa,” Oğul kendiliğinden hiçbir şey yapamaz. Ancak Baba’nın yaptıklarını görerek onları yapar. Ve baba ne yaparsa oğul da onun gibi yapar.” (Yuhanna 5:19) demekle, Tanrı’nın kendisine Musa kanalı ile ifşa ettiği örnek yöntemleri izlediğini açığa vurmakta idi. Musa, bu anlamda, İsa aracılığı ile yer alacak olayların da ilk öncü habercisi oldu.

1.2 Musa ve İsa’nın izleyecekleri yol için bir ilk örnek oluşturan Yakup’un misyon süreci

Yakup, Şeytan’a boyun eğdirilmesinde öncü bir deneyimin sahibi oldu. Bu mücadele süreci, Şeytan’ın, insanlığı yozlaştırdığı sürecin tersi yönde hareket etmeyi gerektirir. Musa ve İsa, Yakup’un takdirsel nitelikli mücadelelerini örnek alarak kendi misyon çalışmalarını yürüttüler. Bu bölümde işte bu mücadele süreçlerindeki takdirsel gelişmeleri tek tek ele alacağız.

(1) İnsanlığın ilk ataları, Tanrı’nın meyveyi yememeleri konusundaki komutuna mutlak surette itaat etmek durumunda olmalarına rağmen Başmelek onları baştan çıkardığında, hayatlarını tehlikeye atma pahasına düşmekten kendilerini alamadılar. O nedenle, Yakup’un, Kenan’ın onarımını, aile seviyesinde tamamlayabilmesi –ki bu, Kenan’a ailesi ve mal varlığı ile birlikte geri dönüp, orada Mesih’i karşılama temelini onarması anlamına gelmekte idi- yaşamını tehlikeye atma pahasına, Şeytan’ı simgeleyen bir melek ile dövüşerek onun üzerinde zafer kazanmasını gerektirmekte idi. Yakup, Yabok geçidinde melek ile güreşirken bu denemeden her ne olursa olsun başarılı çıkmanın arzusu içerisinde idi ve nitekim de bunu başararak “İsrail” (Tanrı adına zafer kazanan) lakabını almaya hak kazandı. (Tekvin 32:25-28)

Gerçekte bu denemede Yakup’u asıl sınayan, meleği Şeytan pozisyonuna sokan Tanrı idi. Tanrı’nın böyle davranmasındaki amaç, Yakup’u zor durumda bırakmak değil, Habil pozisyonunu garantiye almasını sağlayarak melek üzerinde egemen olma niteliğini kazanmasına ve ailesinin onarımını tamamlamasına zemin hazırlamaktı. Bunun yanı sıra, bu denemede öncü rol üstlenen melek kanalı ile de, tüm melekler dünyasının onarımı için gerekli yol da açılabilecekti.

Musa örneğine gelince, Musa, İsrailoğullarını Kenan diyarına götürüp, böylece Kenan’ın milletsel seviyedeki onarımını tamamlamadan önce, öncelikle, Tanrı’nın onu öldürmeye çalıştığı ve yaşamını tehlikeye atan bir riskin üstesinden gelmek durumunda idi. (Çıkış 4:24) Burada anlaşılması gereken nokta, Tanrı’nın insanlarını bu tip denemelerden geçirme nedeninin onlara olan sınırsız sevgisinden kaynaklandığıdır. Çünkü bu denemeleri Tanrı yerine Şeytan başlatıyor olsa ve insanlar da bir şekilde bunları aşmada başarısız olsalar idi eğer, bu, insanları kolayca Şeytan’ın avları durumuna düşürüyor olacaktı.

İsa’yı ele aldığımızda da yine, bu kez Kenan’ın dünya seviyesindeki onarımının – ki bu, insanlığı, Tanrı’nın Kutsal Egemenlik Sahası’nda yaşamaya nitelikli kılmaktaki önderliği idi- sağlanabilmesi adına, Onun da çeşitli sınamalardan geçişine tanık olmaktayız. İsa, çölde kırk günlük oruç ve dua süreci içerisinde iken Şeytan tarafından yaşamı pahasına denenerek bunun üstesinden geldi ve Şeytan üzerinde mutlak bir zafer kazanmayı başardı (Matta 4:1-11).

(2) Düşmüş tabiatımız, Şeytan’ın beden ve ruhlarımızı kirletmesi sonrası edinildiği için, Yakup, kıyaslanabilir bir şartı ortadan kaldırarak bu durumu onarmakla yükümlü idi. Bu çerçevede, Yakup, düşmüş tabiatı ortadan kaldıracak bedel şartını tamamlayacak Habil pozisyonunu onarmak için, bedeni ve ruhu simgeleyen ekmek ve mercimek çorbası karşılığında Esav’dan ilk doğum hakkını satın aldı. (Tekvin 25:34) Bu deneyimi Musa döneminde tekrarlamak için, Tanrı, yine bedeni ve ruhu simgeleyen mana ve bıldırcınla halkı besleyerek (Çıkış 16:13) onların kendisine olan şükran duygularını güçlendirdi ve de seçilmiş toplum oldukları bilincinin güçlenmesine katkıda bulundu. Tanrı bunu yapmakla da, yine, halkın Musa’ya itaat etmesini ve böylece de milletsel seviyede düşmüş tabiatın onarımı için gerekli bedel şartının yerine getirilmesini amaçlamakta idi.

İsa: “Atalarınız çölde mana yediler ama öldüler…. Size önemle bildiririm, İnsanoğlunun bedeninden yiyip, kanını içmedikçe sizde yaşam olmayacak.” (Yuhanna 6:49-53) şeklindeki sözleri ile yalnızca Musa tarafından belirlenen örnek yolu izlediğini teyit etmekle kalmayıp, aynı zamanda da, düşmüş insanlığın, bedende ve ruhta kendisi ile bütünlük oluşturmasının gereklilik ve önemini de ortaya koymakta idi. İnsanlık söz konusu dönem içerisinde Vaftizci Yahya pozisyonunun gereklerini üstlenen (Musa, İsa 3.2.1) İsa’yı izleyip, Onunla bütünlük oluşturmakla, düşmüş tabiatın kaldırılması için gerekli bedel şartını dünya seviyesinde yerine getirmiş sonrasında da Onu Mesih olarak sadakat ile izlemekle asal tabiatına onarılmış olacaktı.

(3) Düşüş ile birlikte, Şeytan, insanın cesedini bile kendi kirli iradesi ile sahiplenme hakkını elde etti. Bunun onarımı sürecinde, Yakup’un bedeni daha yaşıyorken kutsandı. Ölümünde ise, cesedi, bir arınma şartı oluşturacak şekilde, kırk gün süren bir mumyalama ile yerleştirildi. (Tekvin 50:3) Musa örneğinde ise, başmelek Mikail, Musa’nın cesedinin yerleştirilişi için, Şeytan ile mücadele etti. (Yahuda 9) İsa’ya gelince, biliyoruz ki, onun bedeni de, yönetimde bulunanları hayretlere düşürecek bir şekilde ardında boş bir mezar bırakarak ortadan yok oldu. (Matta 27:62, 28:13)

(4) Şeytan, Düşüş’le birlikte, henüz olgunlaşma süreçlerini tamamlamadıkları bir zamanda insanlığın ilk ebeveynlerini sahiplendiğinden bu bozulmuşluğun, gereken bedellerin ödenerek onarılabilmesi için Tanrı, belli sayıları baz alarak, örneğin gelişim sürecini simgeleyen üç sayısı gibi, bir takım şartları yerine getirmeye çalışa geldi. (Dönemler 2:4)

Yakup, Haran’dan Kenan’a doğru yolculuğuna başladığında, yokluğundan Leban’ın haberdar edilmesine dek geçen üç günlük bir Şeytan’dan ayrılma süreci gündeme geldi. (Tekvin 31:22) Musa’nın, halkını, Mısır’dan Kenan’a doğru yönlendirdiğinde de yine üç günlük bir başlangıç süresi söz konusu idi (Çıkış 5:3) Yeşu, Ürdün nehrini geçmeden önce, Erden’de üç gün geceledi. (Yeşu 3:2) Aynı şekilde, İsa da, Kenan’ın onarımı için dünya çapındaki ruhsal çalışmasını başlatışının hemen öncesinde mezarda üç gün geçirmek zorunda kaldı. (Luka 18:33)

Yakup, kendi kuşağı içerisinde, Nuh’tan kendisine kadarki on iki nesil boyunca Şeytan’a kaptırılarak toplanmış olan bütün bedel şartlarını (dikey olarak), gereken bedelleri ödeyerek kendi kuşağı içerisinde (yatay anlamda) onarmak üzere on iki oğul sahibi oldu. (Tekvin 35:22) Musa’nın zamanında on iki kavim (Çıkış 24:4) ve İsa zamanında da aynı gerekçelerle yine on iki havari (Matta 10:1) gündeme geldiler.

Şeytan’ı, kirletmiş olduğu, Tanrı’nın yaradılışının yedi gününden ayırmak için gerekli bedel şartını yerine getirmek adına, her biri kendi sahasında önemli takdirsel merkezi roller üstlenmiş olaraktan Yakup’un ailesinin yetmiş üyesi (Tekvin 46:27), Musa zamanının yetmiş sözü geçen yaşlısı (Çıkış 24:1) ve de İsa’nın da yetmiş sadık izleyeni (Luka 10:1) oldu.

(5) Kötülüğe darbe indirmede yardımcı ve de kişi üzerine abandığında ona destek olması yönü ile asa, Mesih’i simgeler. (Musa ve İsa 2.2.2.2.) Yakup, Ürdün nehrini aşıp, Kenan diyarına, bir asaya yaslanarak girdi. (Tekvin 32:10) Bu olay, düşmüş insanlığın bir gün, Mesih’i izleyip, haksızlığa son vererek ve onun önderliği ve sergilediği örnek altında, bu günahkar dünyanın sularını aşarak ideal dünyanın kıyılarına varışını simgelemekte idi. Musa, İsraillileri, Kızıl Deniz’den asası ile yön vererek geçirdi. (Çıkış 14:16) İsa da İkinci Gelişi’nde, insanlığı bu günahkar dünya batağından esenliğe, kendisini sembolize eden demir asanın yönlendirmesi ile çıkaracaktır. (Vahiy 2:27, 12:5)

(6) Havva’nın işlemiş olduğu günah, yapısı itibarı ile, günahın kökünü tüm insanlık soyuna, Kabil Habil’i öldürmüş olduğu gibi, aşılamış oldu. Şeytan’ın gücünü açığa çıkarıp, günahın çoğalmasında anne ve oğul etkenleri söz konusu olduğu için, bedel ödeyerek onarım prensipine göre, bir anne ve oğulun, dayanışmalı çabaları ile Şeytan’dan ayrılmaları gerekir. Yakup, annesinin sürekli destek ve bilgece önerileri olmaksızın Şeytan’dan ayrılıp, kutsamaya ulaşmayı gerçekleştiremezdi. (Tekvin 27:5-17, 42-45) Musa keza, annesinin yardımı olmadan ölümden kurtularak Tanrı’nın İradesi’ni yerine getirebileceği konuma ulaşamazdı. (Çıkış 2:2) Ve yine, Meryem İsa’yı Mısır’a kaçırıp, Kral Herod’un onu öldürmesine engel olmasa idi, İsa’nın da misyonunu yerine getirmesi mümkün olmayacaktı. (Matta 2:13)

(7) Takdir çalışması içerisinde Tanrı tarafından güvenilen merkez kişi, Şeytan’ın dünyasından Tanrı’nın dünyasına dönüş yapmalıdır. Yakup, bu nedenle, şeytani dünyayı simgeleyen Haran’dan Kenan’a (Tekvin 31-33), Musa da Mısır’dan vaat edilmiş topraklar olan Kenan’a (Çıkış 3:8) yolculuk yaptılar. İsa’ya gelince, o da doğumundan kısa bir süre sonra, sığındığı Mısır’dan Galile’ye geri döndü. (Matta 2:14-15)

(8) Onarım takdirinin en önemli amacı Şeytan’ın saf dışı bırakılmasıdır. Yakup, bunu simgeler şekilde, bir meşe ağacının dibine putları gömdü. (Tekvin 35:4) Musa, altın ineği paramparça yapıp ateşte yakarak un ufak etti ve tozlarını suya savurarak İsraillilerin bu sudan içmelerine önayak oldu. (Çıkış 32:20) İsa ise, sözleri ve yaptıklarının gücü ile Şeytan’ı alt ederek bu kötülük dünyasına bir son vermeye geldi. (Eskatoloji 3.2.2.)