Konu 5. Dillerin Karmaşık Çeşitliliği ve de Birleşmelerinin Gerekliliği
İnsanlık düşmemiş olsa idi, bizler, başı Tanrı olan ve bütün uzuvları birbirine uyum içerisinde bağlı bir beden gibi, tek bir dünya ailesi oluşturabilecektik. Öyle ki, bu dünya ailesi bünyesinde tek bir dili konuşuyor olacağımızdan, bugün yüzyüze kalınan dillerin çeşitliliğinden ötürü birbirimizi anlamıyor olmamız da söz konusu olmayacaktı. Çok çeşitli dillerin ortaya çıkmış olmasının ve de insanlar arasında özgür iletişimin sağlanamamasının nedeni, Düşüş nedeni ile, Tanrı ile aralarındaki dikey ilişki bağının bir kez zedelenmesi yüzünden insanlar arası yatay ilişkiler bağının da kopmuş olmasına dayanmakta idi. İnsanlık bu noktadan sonra, parçalanarak, değişik coğrafi bölgelere dağıldı ve de birbirinden izole topluluklar oluşturdu.
Dillerin karmaşasına yönelik ruhsal bir sezgi verecek ve kutsal kitapta da yer alan Babil Kulesi’nin hikayesine göre: (Tekvin 11:1-9) Nuh’un soyundan gelenler, ortak bir dili paylaşmaktadırlar.
Bir gün, Nuh’un, ikinci oğlu Ham’ın soyunun devamında gelen ve Tanrı’ya karşı çıkmış olan topluluk, Babil Kulesi’ni inşa edip, böylece Şeytan’ın iradesine katkıda bulunarak kendilerini Tanrı’nın bile üstünde tutarak Babil Kulesi’ni inşa etti. Ancak Tanrı’nın safında yer alan Şem ve Yapet’in soyunun devamında gelenlerin de bu kulenin inşasına yardıma başlamaları üzerine, Tanrı, bir daha Şeytan’ın iradesine katkıda bulunamayacakları şekilde konuştukları dili birbirine karıştırarak iletişimlerine sekte vurdu.
Aynı ebeveynlerin devamında gelenler olaraktan bizler, sevinç, kızgınlık, üzüntü ve zevklerde aynı duyguları hissetmekteyiz. Ancak farklı farklı diller konuştuğumuz için, en içten duygularımızı birbirimizle paylaşma zeminimiz ne yazık ki bulunmamaktadır. Bu, insanlığın en büyük talihsizliklerinden biri değil midir? Bizler Mesih’in İkinci Gelişi’ni Gerçek Ebeveynimiz olarak yücelteceğimiz tek bir global dünya ailesi idealini gerçekleştirmek durumunda isek eğer, hiç kuşku yok ki dillerimizin birleşmesi de en doğru şey olacaktır. Babil Kulesi hikayesinde de ifade edildiği gibi, dillerimiz, Şeytan’ın iradesine katkıda bulunulduğu noktada karıştı. Bedel yolu ile onarım prensipi, bu durumun onarımı ve de tüm dillerin birleştirilmesi için, Tanrı’nın kulesini bina etmemizi ve de Onun İradesi’ni yüceltmemizi gerektirir.
Peki diller, hangi dil merkezinde birleşmelidir? Bu soruya verilecek yanıt çok açıktır. Çocuklar, ebeveynlerinin dilini öğrenmelidirler. Mesih, eğer Kore topraklarına dönecekse, hiç kuşku yok ki, tüm insanlık zaman içerisinde Koreceyi konuşuyor olacaktır. En sonunda istisnasız herkesin, Gerçek Ebeveynlerin konuştuğu ana dili kullanmaya başlayacak olması da gayet anlaşılırdır. Böylece insanlık, bir bütün halinde tek bir dili konuşarak, Tanrı merkezinde yine tek bir global millet oluşturacaktır.